31/3/2009

Yaşasın Boykot Kardeşliğimiz!

Dev bir kinle bakıyorum sana ey kırmızı COCA COLA kutusu!

Oraya buraya değil tam da bağrıma bağrıma attırdığın bombaların ateşi sarıyor ruhumu!

Düzden bakınca zulüm görüyorum,tersten baktığımda inkarındaki şifreyi!

Zaten ancak Bir Siyonist Zekası’nın işi olabilirdi,

şişesinde “Mekke Ve Muhammed’e Hayır” yazan zehirli sıvıları

Muvahhid Mekke Muhalefeti’ne ve Eşsiz Lider ve Önder Resul Hz.Muhammed’e(s.a.v) sevdalı insanlara içirip sonra buradan gelen Cola-Dolar’larla Müslüman kardeşlerini katletmek iğrençliği…


Ne TANG’ini kabul ediyorum soframa ne CAPPY’ini!

FANTA FANTA FANTA içtiğimde Çanta Çanta Bomba verdiğimi biliyorum lanet olasıca ordularına!

“Susuzluğunu Dinle” diyen sese inat “Filistin’i Dinle” diyor içimden bir ses SPRİTE’nı iterken!


MARLBORO pakedine baktığımda şarjör görüyorum , sigarasına baktığımda M-16 veya Uzi mermisini!

Tek bir dal izmarit ile tek bir merminin maliyetinin de satış rakamının da neredeyse aynı olduğunu öğrendiğimde kalakalıyorum!


”Allah’ım” diyorum !...“İçmeyerek kaza edemem,zira on sene içtim,maaş verir gibi para verdim,şu kuluna para nasib et de yolunda harcayıp bari bunlara verdiğim paraları kaza etmiş olayım Ya Rabbim!..”


Bu arada  sigara içen insanlara da “Onu içmen kadar efkara sebeb bişi mi var” diye soruyorum!

”Dikkat et! Her içtiğin sigarayla bir mermi sıktırabilirsin bak kardeşlerinin kafasına ama ” diye ekliyorum “Radikal” damgası yeme pahasına!


Yahudi PHİLİP MORRİS ve diğerlerinin paketlerinin üstündeki aslanlara da,

PEUGOT marka arabaların üstündeki aslanlara da kafam takılıyor!


Çünkü ben onlara bakınca,Allah’ın Aslanı  Hamza’nın katillerini ,

Resul’un Aslanı Ali’nin hainlerinin zihniyetlerini görüyorum!...


PEUGOT hızlı kaçarmış!...Azap meleklerinin zaman mefhumu bile yokken kim nereye kaçıyor,gülüyorum..

VOLVO dünyanın en güvenlisiymiş!...İsrail’e gidecek paraları verip içine binildiğinde direkt ateşe giden araba nasıl güvenli olur merak ediyorum!...

En az siyon kardeşlerinin sembolu aslan kadar tehlikeli olduğunu biliyorum NESTLE’nin ambalajındaki güvercinin…NESTLE’nin çikolatasını,gofretini mi yemişim ki NESTLE SUyunu veya yeni aldıkları ’sini içeyim!


Su demişken; COCA COLA’nın bırak kolasını ne TURKUAZ ne DAMLA SUyu’nu içmiyorum!...


Baktım ki ALGİDA’nın arkasında UNİLEVER yazıyor,almam efendim almıyorum! 


Bula bula MAGGİ çorba mı içmişim ki sonrasında LİPTON’unu, NESCAFE’sini zıkkımlanacağım?


NESCAFE’den ve JACOBS’tan çıkan dumanla Gazze’den ve Bağdat’tan yükselenin benzerliğini fark edemeyecek kadar da saf değilim!


Irak,Filistin,Çeçenistan,ordan,burdan değil hiçbir yerden ve hiçbir şeyden verdikleri haberlerinde güvenmiyorum CNN’e,NTV’ye,REUTERS’e!...


Huy işte!Hucurat üstü müydü “Hucurat 6” mı ne?!...


FOX,adı gibi tilkilik yaptı,TGRT’yi alıp Yahudi-Neocon birliğini Türkiye’de bir medya sahibi daha yapmakla…


Malum,sadece iki hafta var  HÜRRİYET GAZETESİ ve İSRAİL’in doğum günleri arasında…Rastlantı işte…


NTV’nin ve GARANTİ’nin sahipleri Şahenk’ler de AMERİKAN-İSRAİL ortağı GENERAL ELECTRİC’le el sıkışmışlar bir de…


Duy da inanma!...Oku da inanma!...

Evet Evet ! Budur !

Oku ama asla inanma!...Duy ama asla inanma!...


Bir de NATIONAL GEOGRAPHIC var  ki Yahudi Darwin’izm’in Türkiye Temsilciliği sanki!O da Şahenk’lerin…Seyrettirmiyoruz çocuğumuza!


NİKE..LEE …ADİDAS-SOLOMON veya LEVİ’S…Giymiyoruz ve giymeyeceğiz!


UNİLEVER… PROCTER&GAMBLE…JOHNSON&JOHNSON kokmuyoruz ki  L’OREAL,VİCHY , LANCOME veya ARMANİ sürünelim!


“Bu TİMBERLAND ile şu DOCKERS çok güzel dururdu üzerinizde” diyen tezgahtara aldırmıyoruz…“TİMBERLAND  İtalyan, DOCKERS Alman’dı ama ikisini de Amerikalı Yahudiler aldı ve biz onlardan alışveriş yapıp Müslüman kardeşlerimize ihanet etmiyoruz” diyerek şoktaki tezgahtarı bırakıp dükkandan çıkıyoruz!

Gelirinin tamamına yakınını düzenli olarak İsrail’e gönderen şirketler listesindeki MARKS&SPENCER’a ibretle bakıyorum!

PHİLİPS’ten, IBM’den, NOKİA’dan başka tercih edilebilecek teknoloji kalmadı mı diye düşünüyorum…

Zira,dayanışmaları ve sonuçları gözümüzü yaşartıyor! Kanımızı döküyor! İşte bundan dolayıdır ki;

Müslüman kardeşlerimizle rabıtalarımız baki,muhabbetkar tasavvurları gönüllerimizin bembeyaz listelerinde daimi olmalı ama emperyalist zalimlerin markaları her zaman kara listelerimizde kalmalı!

Bu kara listelerdekilere para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!

YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!


“Ali’nin”…”Ömer’in”… “Ahmed’in…”diye marka yapsan gülüp geçecek ümmetin YAKUB’UN veya LEVİ’nin veya MC DONALD’ın deyince yağmalarcasına rağbetini anlamıyorum!


Ne Osmanlı Mutfağı diye koca bir sofrası olan kadim milletimin ne de yetmiş çeşit baharatla yedi yüz çeşit yemek çıkartan Arap kavminin MC DONALD’S ve BURGER KİNG Hayırseverliğini çözemiyorum!...


Tek bildiğim hamburger arası zulüm yemediğim!...


Bir de dalga geçer gibi “Ateş Seni Çağırıyooor” diye kampanya yapıyor elin gavuru da hala yiyor bizim Ayşe veya Ali!


Siz…Biz…Hepimiz…Kardeşlerimize saldıranlara,bacılarımızı kirletmeye çalışanlara para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!

YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!


Alışveriş yapacak bir tek Fransız Yahudileri’nin CARREFOUR’u mu kaldı dediğimde arkadaşımın yüzündeki şaşkınlığı unutamıyoruz!


Yoksa bizim ferasetsizliğimizden ve basiretsizliğimizden başka sermayeleri mi var sanıyorsunuz?


Durumlar üstü kabul ederek düzenli kıldığı namazlarında günde beş defa uluslar arası çıkış yaparak Kabe’ye yönelen bizler…


Her Ettehıyyatü’nün aleyna’sında…Her Rabbena atina’sında kardeşlerini hatırlayan bizler…

Sizler…Bizler…Hepimiz…

Rabbimiz Allah’ın düşmanlarına ve Peygamberimiz Hz.Muhammed’in inkarcılarına para ve moral vermiyoruz  ve vermeyeceğiz!

Bu yaptığımızı da kınayanın kınamasından korkmadan veya şaşıranın şaşkınlığına aldırmadan yapacağız , yayacağız  ve tavsiye edeceğiz!


“Az” alınmasını değil “hiç” alınmamasını sağlayacağız!

Biz,para verip sonra bu parayla yakılacak yıkılacak el değil siyon aslanının pençesini kıracak eliz!

YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!                             

Fatih TEZCAN / KUDÜS YOLU

5/2/2009

BU NERDEN BAŞIMIZA GELDİ?

Efendimiz’in (sav) mübarek ellerinde yetişen Sahabe nesli, Kur’an’ın ilk kelimesi olan İkra/ Oku emrini çok iyi talim etmişlerdi. Onlar Efendimiz’den (sav) bu emrin sadece semadan süzülüp gelen ayetlerle sınırlı olmadığını, varlık âleminin hepsinin okunmayı bekleyen bir kitap olduğunu öğrenmişlerdi. Bundan dolayı da başta hadisat/olaylar olmak üzere o kutsi nesil, her şeyi ama her şeyi Allah adına ve O’nun (c.c) namına okur; bundan da gerekli mesajları elde etme gayreti verirlerdi.

Sahabe neslinin olayları okumasına örnek olarak Uhud Gazvesini verebiliriz. Malumunuz Medine İslam toplumunun ilk savaşı Bedir’de olmuştu. Bu savaş öyle çok uzun hazırlıklar sonucu oluşmamış, bir anda şartların ortaya çıkması ile alelacele hazırlanmış küçük bir ordu ile yapılmıştı. Bu savaşta 313 yiğit, 1000 Mekke askerine galip gelmiş, 70 Müşrik öldürülmüş, bir o kadarı da esir alınmıştı. Bedir’den bir yıl sonra 700 kişilik İslam ordusu yine Hz. Peygamber’in komutasında bu sefer, Uhud’da 3000 kişinin karşısına çıkmışlardı. Uhud savaşında askerlerin sayı itibari ile oranları biraz değişmişti. Bedir’de her İslam askerine, 3 Müşrik askeri düşerken, Uhud’da her Müslüman askeri, 4 Müşrik askeri ile savaşmak zorunda kalmıştı. Bu şekilde olan iki ordu Uhud dağının hemen önünde karşılaşmış, o gün Müslümanlar içlerinde Hz. Hamza’nın ve Hz. Mus’ab’ın da bulunduğu 70 şehit vermiş ve çok zor durumlar yaşamışlardı. Efendimiz’in (sav) başına gelenleri zaten biliyorsunuz; mübarek dişleri kırılmış, başındaki miğferin halkaları yüzüne batmış, kazılan tuzak çukuruna düşerek bedeni kan revan içerisinde kalmıştı. Bu durumları yaşayan İslam ordusu yaralı ve mahzun bir halde Medine’ye geri dönmüştü.  

Bu olayın hemen arkasından Müslümanlar kendi kendilerine bu işin muhasebesini yapmaya başlamışlardı. Sahabe, şimdi “Neden bu mağlubiyet yaşandı?” sorusunu soruyor ve buna cevaplar bulmaya çalışıyorlardı. Çünkü onlar Kur’an’ın inşa ettiği bir nesildi. Onlar, İkra emrini çok doğru anlayan bir topluluk olarak, hadiselerinde okunmayı bekleyen birer kitap olduğunun farkındaydılar. Şimdi onlar, Uhud savaşını bir kitap gibi önlerine sermiş ve okumaya başlamışlardı.

Her bir Sahabî kendi çerçevesinden olaya yaklaşıyor ve başa gelen bu mağlubiyetin sebebini bulmaya çalışıyordu. Mesela; içlerinden birileri diyordu ki; “bu mağlubiyetimizin sebebi, Efendimiz’in (sav) sözünü dinlemeyip, meydan savaşına çıkma arzumuz idi. Eğer biz Uhud’a gelmeseydik de, Medine’de şehir savunması yapsaydık; bu işler başımıza gelmezdi.”  Başka bir Sahabî, “Hayır” diyor; “asıl bizim mağlubiyetimizin sebebi münafıkların lideri olan İbn Selül’dü. Eğer o, yolun yarısında 300 askerini alıp geriye dönmeseydi, biz aynen Bedir’de ki gibi, her birimiz 3 Müşrik ile savaşmak zorunda kalır ve Allah bilir ama herhalde biz bu savaşı kazanırdık.”  Başka biri “yok” diyor, “eğer Ayneyn geçidini Abdullah ibn Cübeyr’in komutasında olan okçular terk etmeseydi bu işler başımıza gelmezdi. Onlar terk etti; Halid ile İkrime’de arkadan bizleri kuşatarak bu mağlubiyeti başımıza getirdi.” Daha başka biri “yok” diyor; “hiç birbirinizi suçlamayın. Suç savaşa çıktığımız mekânındır. Yani Uhud’undur. Uhud, bizlerin mağlubiyetine sebep oldu.” Her bir Sahabî kendi bakış açısı ile bu acı olayı okumaya, yani değerlendirmeye çalıştı.

Onlar böyle yorumlar yaptığı bir sırada semanın kapıları açıldı ve Rabbimiz Ali İmran Sûresinden bir grup ayeti bu olay üzerine indirdi. İnen Ali İmran Sûresinin 165. ayetinde Kur’an diyordu ki; “Bu mağlubiyeti tadanlar dediler ki; Enne Haza/ Bu nerden başımıza geldi? Bu soruya Rabbimiz cevap veriyordu: “Kul! Huve min indi enfusikûm/ De ki: Başınıza gelenler kendi nefislerinizin yaptıklarının bir sonucudur.” İşte bu ayet Uhud mağlubiyetinin sebebini birilerine fatura etmeye çalışan o günün Müslümanlarına; “boşuna yanlış yerlerde kurbanlar aramayın, suçu kendi nefislerinizde arayın; çünkü bu işin tek sorumlusu var, o da sizsiniz” diyordu.

Peki, bu dün böyleydi de, bugün böyle değil midir? Sizce bugünün dünyasında Müslümanların bu ciğer sızlatan durumlarının sorumlusu kimdir? 1,5 milyarlık koca İslam ailesinin tespih taneleri gibi darmadağın olmalarının sorumlusu kimlerdir? Bizi bu hallere düşüren suçlular kimlerdir? Neden ağlıyor tüm coğrafyalarımız? Neden başta Filistin ve Gazze olmak üzere, Irak’ta, Afganistan’da, Çeçenistan’da ve onlarca yüreğimizin parçasında feryatlar ve gözyaşları dinmiyor? Bu işin sorumluları kimlerdir? Acaba sadece sorumlular işin ipini ellerinde tutan sözde yönetici kadrolar mı? Bugün 3 milyon Yahudi’nin İsrail’de, yaklaşık 7 milyon Yahudi’nin dünyada kurdukları bu hâkimiyetin sorumlusu sadece ve sadece yöneticilerimiz mi? Yoksa bu işin sorumluları sadece oralarda yaşayan insanlar mı? Yani Gazzeliler, Filistinliler, Iraklılar mı? Acaba bu işin sorumlusu onların ifadesi ile Ortadoğu coğrafyası mı? Bu coğrafyanın kaderi mi bu dökülen kanlar, patlayan bombalar? Yoksa bu işin sorumluları hiçbir sınır ve kural tanımayan, dinlerini milliyet, milliyetlerini din olarak anlayan katil ve terörist bir devlet olan İsrail mi? Sizce kim bu işin sorumlusu?    

Eğer duyacak yüreklerimiz olsaydı ve Kur’an’a bu işin sorumlularını sorsaydık, alacağımız cevap aynen Ali İmran Sûresinin 165. ayetindeki o cümle olurdu ve Kur’an yine en gür seda ile “Kul! Huve min indi enfusikûm/ De ki: Başınıza gelenler kendi nefislerinizin yaptıklarının bir sonucudur” derdi.

Çünkü mesele biziz, her biz adam olsaydık; bu işler başımıza gelmezdi. Eğer biz adam olsaydık coğrafyaların ne suçu var? Bu coğrafyalar daha dün tüm dünyaya adalet, hakkaniyet, bilgi ve ilim dağıtan birer merkez değiller miydi? Eğer biz adam olsaydık, İsrail diye bir devlet olur muydu? Adam olduğumuz zamanlarda yine bunlar vardı; yine bunların ihanet ve entrikaları vardı. Yine bunların haince ve sinsi planları vardı; ama biz adamdık onun içinde onların hiçbir etkileri olmuyordu.(M.Emin Yıldırım)