15/7/2009

çok modern GENÇLİK !!!



berke can gunes........burda,
buklum ayaz..............burda,
orcun demir...............burda,
yalcin korkmaz..........burda,
fatih sultan mehmet...??????

bu yoklama kagidini bugun galata koprusunden denizin saclarina biraktim, bir balikcinin gulumsiyerek kuregiyle kurtardigi tek isimdi fatih sultan mehmet. istanbulun sokaklarida, cafe onlerine, siniflarina cig kahkaha atarak bosluga dusenlerin mekanlarina, gazetelerin gunluk fallarini ogrenmek icin lime kime eden, akli sarisinlarin ve fikri kararmislarin, takildigi yerlere seni arayarak girdim bugun. yoktun fatih... konser salonlarindan yozlugun nakaratlariyla ayrilan, seni hayat bilgisi kitaplarinda birkez gordukten sonra bir daha hic hatirlamayan, COK MODERN GENCLIGIN ICINDEN ISTIFA ETTIM BUGUN!!! TEK BASIMAYIM... icimde kucuk bir atliyla, kalbine siyah batirilmis bir bankin uzerinde, sensizligi seyrediyorum.

teneke kutulara tekme atan ozgur kizlara, eve pederleri uyuduktan sonra donen erkeklere, modernligi kohnelikle karistiran tenha kafalara, aci aci gulumseyerek bakiyorum. mahalle aralarinda yakisikli ogullarinin gencliklerine beyhude methiyeler dizen babalardan, kaldirimlara oturup kizlarin kadife sesiyle ovunen annelerden pembe kompozisyonlar dinleyerek kiriliyor kalemimin kalbi ve sana karsi mahcup olmus bir kagidin uzerine dusuyor utangac harflerimin adimlari. otobus duraklarinda saati soran yasli adamlara kulaklarina taktiklari tipalari isaret ederek cevap vermeyen, merhamet iskeleti gencligin icindeyim ve disari cikmak istiyorum fatih, DISARI CIKMAK ISTIYORUM...

sinav oncesi oyali yazmalar takarak turbe onlerinde test cozenlerden, butun siklari dogru cevaplanmis hurafe problemlerinden, dedeleri gelince odayi terk edenlerden, vitrinde gordugu sahteligin aynisini alamadigi icin depresyona giren genclikten, asitli iceceklerin yaninda estetik coplugune donmus hamburgerler yiyerek, ekmegin ve zeytinin oldugu masaya beyin bukenlerden, 3-5 populer kitap okuyarak ustat diye cagrilmayi bekleyen entellektuelligi musambaya donusturenlerden, HEPSINDEN DISARI CIKMAK ISTIYORUM FATIH!!!

sen, surlarin saclarini kiliciyla tarayan, seytanin kasvetine kalbinden tekbir oklarini cikarip saplayan, atlilarin senin alnindaki secde izini takip ederek ilk hucumda nefsin kalesini yiktigi fatih.

bugun cebimden cikardigim kursun kalemimi, uykudan kaldirdim. vakit cesedlerinin icinde bulmaca cozmekten bikmis kalemim sana, senin gibi uyandi VE HIC BU KADAR DUSUNCELI YAKALAMAMISTIM KENDIMI, hic bu kadar ayakta bekletmemistim kalemimin damarlarini, kilicinin degdigi yerlere kalemimle dokunacagim hic aklima gelmemisti ve senin biraktigin istanbulla fethettigin istanbul arasindaki 1453 farkla icimi dokecegim aklima gelmemisti.

gomleginin kan lekesi degmis asaletine karsi, gomleklerini konser salonlarinda yirtan, tekbir getirmekten yorulmus yakut sesine karsi hit olmus parcalarla ucuzlugun tezahuratini yapan cirtlak kalabaliklardan sana yazmanin mahcubiyetiyle, BU GENCLİKTEN UZAKLASIYORUM...

SEN YINEDE BIZI VE ISTANBUL' U BIRAKTIGIN GIBI HATIRLA, CENNETTE FETHEDILECEK YERLER SENI BEKLIYOR....


"istanbulu feth eden komutan ne güzel komutan istanbulu feth eden asker ne güzel asker" Hz. Muhammed ( S.A.V. )


28/3/2009

Aşk'a Düşen Bazı Gençler

Aşka düşen bazı gençlerden yardım mesajları alıyorum. Lisede, üniversitede, tuzağa zamansız yakalanıyorlar. Evliliğe hazır değiller; ama, tutuluyorlar ve kalplerine söz dinletemiyorlar. Karşı cinse eğilim insan doğasında vardır; hele çağımızda çok körüklenmiştir. Mutluluk bu eğilimin zamanında ve meş*ru yollarla karşılanmasında yatar; yoksa aksi, toplumlar için hep felâket olmuştur.

Üniversitemizin servis otosundan inmiş, bekar evimize yürüyordum. Zihnim derin tefekkürlere dalmış; içime tutunan yalnızlık virüsünden ve paylaşma arzusundan nasıl kurtulabileceği*mi düşünüyordum.

Etkileyici bir kadın sesinin Anadolu ezgileriyle yoğrularak caddede yankılandığını fark ettim. Sanatçının sesinin süslediği şarkıyla sürüklenirken, sanki ruhuma hançerler saplanıyordu. Kangrenli yaralarım doğranıyordu; zayıf damarımdan yakalanmıştım; acıma tuz biber ekilmişti.

“Günlerdir yalnızlığıma üzülüyorum, artık kurtulayım.” Duasıyla patladım ve yanımdaki duvara kapanarak sarsıntımı geçirmeye çalıştım. Utan be koca adam. Ne yalnızı, ne kimsesizi… İşte doğa, işte muhteşem canlılar dünyası… İşte ideallerin, işte çalışmak ve işte huzurunda bulunduğun Rabbin… O dirençsiz halimde, “Ey merhametli Hâkim, lütfen bana ve bu gençlere acı, bize nefsimizden bir kurtuluş bağışla!” dedim. Sakinleştim ve kalbimdeki sohbeti dinledim:

“Delikanlı, dur hele… Sen hamuru çamurdan yoğrulan o kandan irinden cesedi istemiyorsun. Sen, Yaratıcının o vücut hamuruna sunduğu suretin arkasındaki ruha aşıksın. Dinle ki Mevlânâ, ‘Seni toprakla karışmış bir yudumcuk güzellik şarabı böyle deli divane ediyor; artık onun safı ne yapmaz?’ diyor. Senin Yaratıcın, topraktan cesede nurdan şekiller giydirdi. Toprak cisim yurduna dönünce, suret de hayal evrenine gidecek.

“Yemek istediğin meyvesini izinsiz çalıp Yaratıcını karşına alma. O çok cömerttir; sabırla iste de, zamanı gelince sana ne helal bağışlarda bulunacağını gör. Bütün kadınlara ilâhî güzel*likten bir zerre serpen Yaratıcın, tüm güzellikleri tek bir kadında hücre hücre dokuyup sana sunabilecek kudrettedir. Dünyanın güzelliklerinden binler kat fazlasını bedenlerinde barındıran huriler seni bekliyor. Gelecekteki sonsuz temiz ve iffetli güzelliklere, kirlettiğin bir gençlikle kavuşamazsın. Madem Allah’tan başkasını da sevmeye muhtaçsın, seni bekleyen can tatlısı cennetlerini sev. Bunca yıl direnen, biraz daha sabredebilir.”

Sustum… Aradığım ihtişam, yüzümü kapadığım duvarın hemen arkasındaydı ve hayalim ötelere dokunur gibiydi. Başımı kaldırıp mutluluktan gülümseyerek yoluma devam ederken, kasetçiden yayılan o şarkıyı duymuyordum.

Önermeye çalıştığım, bu kıyamet asrında “Ruhunu çıkar at, kolunu bacağını kes.” demek gibi zor gelebilir. Ama, gençliğimiz, “ilâhî ölçülere göre yasak olan” bir ilişkiyle lekelenirse, sa*dık bir eş bulma şansımız azalacaktır.

Sonrasındaysa, bayanlar cennetin hurilerinden güzel sultanları olma şansını; erkekler de huri güzelliğindeki kadınla sonsuza dek mutlu kalma fırsatını yitirme tehlikesindedirler. Allah temizleri kirlilere mahkum etmez. İçten ve gözyaşlarıyla yoğrulmuş bir tövbeyi başaranlar hariç.

Sonsuzluk yolcusu, sadece şimdi tadacağı ota saplanan kurbanlık koyuna benzemez. Uyanık insan zehirli balı yemez; yemin arkasındaki oltayı görür; bugünkü tercihinin gelecekteki sonuçlarını düşünür. Gelecekteki eşine yakıştırmadığını, bugün kendisi için de çirkin görür. Yanlış bir iş yapar da, içten bir tövbeyi başaramazsa, kaderin ona acılı bir evlilikle bedel ödeteceğini unutmaz.


Dolayısıyla, gözlerimizi tahrikçi görüntü*lerden, zihnimizi benzeri hayallerden arındırmalı; duaya ve tövbeye sarılmalı; aile onurunu inciten TV yapımlarından sakınmalıyız. Yaratıcıya yakınlığımız, ideallerimiz uğrundaki çalışkanlığımız, cinsel ihtiyaçlarımızı gölgeleyip unutturacaktır. Evlenme imkanımız varsa da, bekletmemeli, o sığınağa çabucak girmeliyiz.

Evliliği öldüren manevî hastalıklardan arınmalıyız: Allah’ın evlilik lütfuna şükretmemek, parayı tanrılaştırmak, vücudun görünümünü kalbin içtenliğinden üstün tutmak, keyfe/eğlenceye düşkünlük, zorluğu eşit paylaşmak yerine ihmal ve tembellik, küçümseme, takdir etmeme, saygısızlık, bilgisizlik, çocukların eğitimlerine duyarsızlık, birbirinin sırrını ve onurunu korumamak, TV’ye saplantı, iletimsizlik, birbirlerinin ilgilerine duyarsızlık, sarhoşluk, kumar, ahlâksızlık gibi manevî hastalıkların olduğu evlerde evlilikler yaşamaz. Evlilikler ancak erdemle, fedakarlıkla ve paylaşmayla beslenebilir.

Eşiyle geçinemeyen, toplumla geçinemez; ailesini yönetemeyen kimseyi yönetemez. İnsanın iyiliği sokaktaki şirinliğinden değil, evindeki erdemliliğinden anlaşılır. Eşiyle geçinemeyen kendisinde sorun aramalıdır. Tek taraflı kusurdan kaynaklanan boşanma, parmakla sayılacak kadar azdır. Eğer gerektiği gibi iyiyseniz, eninde sonunda eşinizi kazanırsınız. Kazanamazsanız da, Allah sizi karanlık kalpli ve ısrarlı nankörden kurtarır; size canınızı ısıtacak başka bir evlilik bağışlar.

Bir türlü hayırlı bir evlilik nasip olmayanlar, telaşlanmasınlar. İki günlük dünyanın zevklerine değil, sonsuzluğa talibiz. İnsanlık derdine düşenin cinsellik derdi kalmaz. Bunaltıcı bir evliliktense, bekarlığa razı olmak pekala çok onurlucadır.
..alıntı..