1/8/2009

Tesettür mü saç örtüsü mü?

Yine bir yaz mevsimi daha bütün güzelliği, canlılığı ve sıcağıyl
a geldi. Gardroplarımızdaki kışlık kıyafetlerimizin yerini yazlık kıyafetlerimiz aldı. Sıcak havanın etkisini en aza indirebilmek için yaza uygun daha ince, daha açık renkli kıyafetler tercih ederiz. Hava çok sıcak ben bugün giyinmeyeyim diyen akl-ı selim hiç kimse göremezsiniz. Çünkü giyinme ihtiyacı insani ve fıtri bir durumdur. Hiçbir hayvanı (sirkler hariç) takım elbiseli, etekli göremezsiniz. Ne kadar açık giyinmiş olsa dahi bir hanım kıyafetinin bir yeri açılmış olsa gayr-i ihtiyari orayı hemen eliyle kapatmaya çalışır. Evet, giyinmek insan için fıtridir ama daha da ötesinde Müslümanlar için dini bir vecibedir de� Müslüman erkekler için göbek ve diz kapağı arasının, Müslüman kadınlar için de el, yüz ve ayaklarının dışında kalan kısımlarının örtülmesi farzdır. Hava ne kadar sıcak olursa olsun bu kısımların örtülmesi zorunludur. Bununla beraber tesettürü salt beden örtüsü olarak görmek eksik ve yanlıştır. Tesettürün insanın ruhunu, kalbini, hal ve tavırlarını kapsayan boyutu da vardır. Ama maalesef modernleşme birçok değerimizin içini, manasını boşalttığı gibi tesettür anlayışımızın da içini boşaltmış ve tabiri caizse kuşa çevirmiştir.

Özellikle yaz aylarında başörtülü bayanların tesettürlerine gereken hassasiyeti göstermediklerine üzülerek şahit oluyoruz.  Tesettürlü olmayı sanki sadece başörtülü olmakmış gibi algılamaya başlar olduk. Başımızda allı pullu eşarplarımız bizi onurlandırırken kısa kollu gömleklerimizi, kısa hatta uzun yırtmaçlı eteklerimizin renklerini başörtülerimizin renkleriyle uydursak da özü itibariyle birbirlerine hiç uymadılar. Başörtülerimiz eğreti durmaya başladı üstümüzde. Başörtülerimizin altında incecik ve daracık kıyafetlerimizle şık (!) olmaya çalıştıkça dışarıdan bakanlar bizi kendilerine ne çok benzetmekle gururlandılar. Türk tipi örtünme gibi bir ucube oluşturdular. Emperyal güçlerin tasallutunda ezilmiş Ortadoğulu, Afrikalı, Arap Müslüman kadının yanında modern ama dini(!) kıyafeti ile ilginç bir o kadar da akıl almaz bir örtünme biçimi oluşturuldu.

TESETTÜRDE SAMİMİYET!
Her ibadet eksiksiz yerine getirilmeli. Namazın bir vaktini kılıp bir vaktini bırakamayız. Ramazan orucunu yirmi gün tutup on gün tutmamazlık yapamayız. Zekatı bir yıl verip bir yıl vermemezlik yapamayız. Tesettürde de böyle olmalı değil mi... Başımı örteyim ama kısa kollu giyeyim, diyemeyiz. Başımı örteyim ama full makyaj yapayım, diyemeyiz. Başımı örteyim ama incecik bir fularla örteyim, diyemeyiz. Başımı örteyim ama beni zayıf gösterdiği için dar giymek istiyorum, diyemeyiz. Başımı örteyim ama diz altı kısa etek giyeyim çizme ile çok yakışıyor, diyemeyiz. Dememeliyiz�

Başımızdaki örtü, tesettürün ruhuna ters düşecek düşüncelerimize, hal ve tavırlarımıza setre olmalı. Başörtüsünü tesettürden koparıp sadece saç örtüsü haline getirmemeliyiz. İki bayan düşünün. Birinin başı açık, üzerinde uzun bir etek ve yine uzun kollu bir gömlek var. Diğer bayanın başı örtülü, içini belli edecek kadar dar bir bluz, neredeyse diz kapağına kadar kısa bir etek (veya uzun ama dizine kadar yırtmaçlı bir etek) giymiş, yüzünde de olabildiğince belirgin bir makyaj var. Bu ikisinden hangisi göze çekici gelir, gözleri gayri ihtiyaride olsa kendisine çevirir? Saç mı daha çekicidir ten mi? Sırf başörtüsü var diye bu bayana tesettürlü diyebilmek hangi mantığa sığar? Kavram karmaşasına boğulmuş dünyamızda gerçek örtülü, iffetli kadın hangisidir?
 
Sözüm ona modanın çekiciliğine değil tam anlamıyla tesettüre meyletmeliyiz. Müslüman olmanın bedende ve ruhta farkı olmalı değil mi� �Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için hemen ölecekmiş gibi ahret için çalışma´ prensibinde kantarın topuzunu biraz dünyaya doğru kaçırmış gibi gözükmüyor muyuz? Bu yaz mevsimi sanki hiç bitmeyecekmiş sanki hem serin hem de tesettürlü giyinmek mümkün değilmiş gibi davranmıyor muyuz? Sizce de bir gariplik yok mu?


Emel k. Ağdağ

1/8/2009

Tesettür farzdır

Sual: Dinimiz, kadının nasıl kapanacağını açıkça bildirdiğine göre bunun tartışması niçin yapılıyor? Tesettürü inkâr eden dinden çıkmaz mı?
CEVAP
Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.

Kur'an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.

Kur'an-ı kerimde mealen,
(Sakın ana-babana öf deme) buyuruluyor. (İsra 23)
Bir kimse, ana-babasına öf demese, fakat sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur'anın emrine uydum) dese, bu kimse Kur'ana uymuş mu oluyor? Âyet-i kerimenin manası
, (Ana-babanızı üzmeyin hatta onlara öf bile demeyin) demektir. (Beydavi)

Bunun için Kur'an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur'an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.

Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasaya göre bir hırsıza ceza veremez. Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.

Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur'an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur'an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur'an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu "Kur'an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum" diye acı bir itirafta bulunmuştu.

Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur'an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur'anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.)

[Nesai](Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mekt.Rabbani]

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]

Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyle:
(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]

Bu tercümeye bakıp "Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir" diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]

Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin
17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!

Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip
(Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)

Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.

Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.